| Profileböyle iştee :))PhotosBlogLists | Help |
|
August 24 EGERO kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, faketmezHiç bu iki kelime üzerine düşündünüz mü? Yada bu kelime canınızı yaktı mı hiç? Bir şeylerin sizin için çok fark ettiği günlerde, yakınlarınızda birileri için tam tersi olduğunda küstünüz mü o aranızdaki çiçekli bahçeye? Bir şarkıyı ölesiye sevdiğinizde, bir yemeği iştahla hazırladığınızda,bir filimi onlarca kez izlediğinizde, bir kitabı döne döne okuduğunuzda, kapınıza bırakılan ve sizin olmayan yanlış gazeteye öfkelendiğinizde ve bir şiirin dizesini binlerce kez aynı çoşkulu solukla okuduğunuzda, yani sizin için bir şeyler fark ederken yanınızdaki için fark etmediğinde kırıldınız mı? Galiba böyle böyle hırpalanıyor ilişkiler. Yada hırpalanmış ve bitap düşmüş ilişkiler bu sözcükle sinyal veriyor. <sinemaya mı gidelim, tiyatroya mı? > diye soruyor kadın. <bilmem, benim için fark etmez> diyor adam. <pilav mı yapalım makarna mı?> Diye soruyor. <sen bilirsin, benim için fark etmez> diye yanıtlıyor. < aşk şarkılarımı dinleyelim yoksa klasik müzik mi? > sorusuna < sen seç > oluyor cevabı diğerinin. Artık hiç bir şey fark etmiyor. farketmiyorsa zaten yolun sonu görünüyor… Söylenmiş yada söylenmemiş cümlelerin bütünüdür bence fark etmez. < her şey için geç kaldım, artık ne olsa fark etmez…> < sevmiyorum seni ve söyleyemiyorum. Gidemiyorum da… vazgeçtim her şeyden, artık ne olursa olsun fark etmez.> <öyle mutsuzum ki çıkışı yok bu karanlığın. Alıştım böyle yaşamaya. Güzel bir şey olmasa da fark etmez.> <ne çok ugraştım beni fark etsinler diye. Annem de babam da kendi derdinde. İş işten geçti artık fark etseler de fark etmez…> Ne hüzünlü, ne yalnız, ne keskin bir kelimedir < fark etmez > bu günün hangi gün olduğu, mutfağın ne koktuğu, akşamın ne getireceği fark etmiyorsa artık derin ve yakıcı bir yaranın düşen kabuğunun boşluğu var demektir o yürekte. Biri bana < fark etmez > dediğinde birden kapıları çarptıran rüzğarlar eser yanımda. Gözlerim göremediği yaraları arar. Nerede hata yaptığımı anlamaya çalışır dilim. Kulaklarım söylenmeyen alt cümleleri duymak için. Müthiş bir yağmur vardı bu akşam İstanbul da. Yağmura eşlik eden ağır aksak bir trafik. Radyoda sevdiğim bir şarkı. Diğerlerinden farklı olan. Ve çok şeyi fark ettiren. Yağmur damlaları arabanın camına vurup üst üste kayarken biran önce eve gitmeyi, alıştığım şeyleri yapmayı planlıyordum sabırsızlıkla. Yağmura rağmen elimdeki maşayla kestaneleri çeviren kestaneci, arabaların farları ve radyodaki şarkı benim için her şeyin çok ama çok fark ettiği coçuklugumu anımsattı birden Bugün günlerden ne diye düşündüm. Bir kadın mor bayez çiçeklerden bir demet elinde, saçları ıslak, ağır ağır yürüyordu. Belli ki onun için bu günlerde çok şey fark ediyordu.Hemen bunları yazmak istedim. Ama bugün bir başkayım beklide benim için bir şeyler fark ediyordur…. bu sevdadan sananeSesimi bıraktım sana… Adımı bıraktım… Kimliğimi… Aşkımı bıraktım, sevdamı ve sevgimi… ‘’Aldın mı’’ diye sormayacağım. ‘’Sesimi duydun mu?’’ demeyeceğim. ‘’Adına bıraktığım şiiri okudun mu?’’ sorusunun ardına düşmeyeceğim. O ses, anılar mahzeninde çürüsün… Çürüsün geçmişimin ve geleceğim kimliği de… Adın, dudaklarımdan çıktığı haliyle dursun yüreğim ile yüreğinin arasında… Ben, beni anlatmak istedim yalnızca… Bundan sana ne? Seni sevdiğimden sana ne? Yüreğim ki, hüzünler sığınağı… Gözlerim, gözlerinin tutsağı… Ellerim, nice oldu karşılıksız bir sevginin ateşiyle kavrulmuş ellerin hasretinde… Ben senin hasretinde… Sana aşık olduğumdan… Gözlerinin gölgesinin gözlerimden uzak olduğundan… Yüreğimin her daim yüreğimi dağladığından sana ne? Sevdamı ve sevgimi, kapaksız bir şişeye kilitleyip Adı ve mevcudiyeti meçhul bir okyanusa bırakır misali, ulaştırmak istemiştim sana… Öyle olsun istemiştim. O şişe, zamanın ufkunda yol alsın. Ve hiçbir adresi olmasın. Adressiz bir mekana, isimsiz bir zamana ulaşsın… Senin o adressiz mekan ile isimsiz zamanda olmandan korkuyorum. Sesinin sesim ile karsı karşıya gelmesinden… Yüzünün yüzümle, kalbinin kalbim ile yan yana durmasından korkuyorum. Şimdi bir başıma oturmaktayım gecenin eşliğinde. Karanlıkta çoban yıldızı misali ışıldıyor yüzün. O yüzün aydınlığıyla yıkıyorum bedenimi. Ve unutmak istiyorum bütün geçmişimi ve geleceğimi, şimdimi unuttuğum gibi… Unutmak istiyorum kendimi ve kimliğimi… Yolum şimdi, kendimin de olmayan bir meçhul üzre… Ben, beni de sana bıraktım, sevgimi ve sevdamı, kara sevdamı da sana… Gidiyorum işte… bu sabah güneşim sen olBU SABAH GÜNEŞİM SEN OL
Bak yağmur yağıyor Yollara çukur kazarcasına Sen gökkuşağı ol gökyüzüne kurul Sonra istersen kaybol aniden Bende bileyim gökkuşağının varolduğunu Gece neden hep düşüncelere gömük duruyor Bu sabah güneşim sen ol Bende bileyim artık düşüncelerinde doğduğunu Yalnızlıklar paylaşılmıyor paylaşınca yalnızlık olmuyor Bir gün ansızın kapımı çalan sen ol Bende bileyim yalnız olmamanın nasıl olduğunu Sonra …sonra istersen git tabi Ama bende bileyim artık birilerin düşüncesinde benimde varolduğumu |
||||||
|
|